Yazar
Diana Tsankova
Haber
Pazar 8 Mart 2026 06:15
Pazar, 8 Mart 2026, 06:15
FOTOĞRAF "Bulgar Ruhu" Vakfı
Yazı Boyutu
Moldova'nın Tarakliya bölgesindeki Bulgarlar “Besarabya gerdanı” (Besarabski Gerdan)almanğının yedinci sayısını yayınladı. Almanak, 200 yıl önce topraklarımızdan ayrılan yurttaşlarımız vatansevgisininin ifadesi olmakla beraber, Bulgar dilini ve ulusal hafızanın korunmasına verdikleri önemin göstergesidir.
Besarabya, Moldova, Ukrayna ve Rusya'daki Bulgar diasporasından şairlerin, yazarların ve çevirmenlerin eserlerinin tek bir edebi eserde toplanması, topluluk temsilcilerinin kendi eserlerini içeren bir kitap yayınlayarak nesiller arasında bir köprü kurabildiklerinin kanıtıdır.
Başlangıçta yalnızca yüz sayfadan oluşan almanağın son sayısı yaklaşık altı yüz sayfaya ulaştı. “Bulgar Ruhu” vakfının desteğiyle yayınlanan kitapta yer alan eserler, o bölgelerde konuşulan Bulgarca, Gagauzca, Arnavutça, Romence, Ukraynaca ve Rusça dillerinde yazılmıştır.
Bulgaristan Radyosu’na konuşan Vakıf Başkanı Oleg Kosih şu açıklamalarda bulundu:
Oleg Kosih
FOTOĞRAF "Bulgar Ruhu" Vakfı
“Bulgarca’ya büyük önem veriyoruz, çünkü biz Besarabya Bulgarları için ana dilimizde yazan yazarların olması önemli.Almanak zengin bir içeriğe sahip. Şiirler, tiyatro oyunları var. Ben şahsen en çok ailelerin hikayelerini, geleneklerle, örneğin eskiden köylerimizdeki düğünlerle ilgili anıları okumayı seviyorum. Kentleşmiş bir dünyada yaşıyoruz ve eski şeyler yavaş yavaş yok olmaya başladığı için, hatıraları ve bilgileri yazılı olarak belgelemek istiyoruz.”
Oleg Kosih, Bulgar edebiyatı çalışmalarıyla tanınan Prof. Elena Nalbantova'nın “Bence Besarabya'da Bulgar dili yok oluyor” sözününün etkisiyle diasporadaki yazarların eserlerini yayınlayabilecekleri bir platform oluşturmaya karar verdiğini ifade ederek sözlerine şöyle devam etti:
FOTOĞRAF "Bulgar Ruhu" Vakfı
"Bizim için bu kitapların daha fazla insana ulaşması önemlidir. Beş-on-yirmi yıl sonra okuma evine giren birisi, kitabı görecek ve o anda neler yaşadığımızı, neler düşündüğümüz ve neleri hayal ettiğimizi öğrenecek. Bu fikrin herkes tarafından anlaşılabilir olmadığının farkındayım, ancak belirli bir insan topluluğu için ana dilinde yayınların korunması önemlidir.
“Besarabyagerdanı” almanağının yedinci sayısının ana teması Besarabya Bulgarlarının Brezilya'ya göç hikayesidir. Bu az bilinen, umutla başlayan ve gerçekleşmemiş bir hayalle sona eren önemli bir tarih sayfasıdır. Güney Amerika kıtasına ayak basan Besarabyalı Bulgarlar, yeni bir hayat kurma arzularını iki yıllık zorunlu çalışmayla ödemek zorunda kaldılar ve böylece Brezilyalı toprak sahiplerinin göçlerine yatırdıkları parayı geri ödediler.
Daha fazlasını Oleg Kosih’ten öğreniyoruz:
FOTOĞRAF infraestruturameioambiente.sp.gov.br
“1924 yılında, insanlarımızın Brezilya'ya göç etmesi için büyük bir propaganda kampanyası başlatıldı. Onlara adeta yeryüzünde cennet vaat edildiği için, on binlerce insan buna inandı, evlerini sattı, duygularını geride bırakıp yola çıktı. Bir ay kadar çocuklarıyla birlikte geminin güvertesinde yaşadılar, bazıları yolculuk sırasındahayatını kaybettiBrezilya’ya vardıklarında karantinaya alındılar. İklim değişikliğinden dolayı hayatını kaybedenler oldu. İlk gelenler ormanda yaşamaya başladılar. Ancak zamanla tarımla geçinemeyeceklerini anladılar ve şehirlere taşındılar. Asıl sorun, bu göçmenlerin okuma yazma bilmeyen köylüler olması ve onlardan sonraki ikinci-üçüncü neslin asimile olmasıdır. Bugün Bulgar soyadları olan doktorlar, mühendisler var, ancak onlar kökenlerinin Bulgar olduğunu bile bilmiyorlar, çünkü ataları Romanya belgeleriyle gitmiş ve hiçbiri Bulgarca konuşmuyor.".
Oleg Kosihbirkaç yıl önce Brezilya'da bir akrabasını buldu. O zamanlar büyükannesinin akrabalarının uzak bir yolculuğa çıktığına dair sözlerine inanmamıştı, ancak beş nesil sonra Konstantin ile aile ağacını inceledikten sonra birbirlerini buldular.
1984'ten beri Sao Paulo'da Brezilya'daki Bulgarların Kültür Derneği var. Burada, İkinci Dünya Savaşı'ndan önce gelen Besarabya Bulgarlarının torunları, Bulgarca bilmeseler de ulusal bayramlarımızı kutluyor, köklerini ve tarihlerini araştırıyorlar.
“Besarabski Gerdan” almanağının sayfalarını açan herkes, kendisini geçmişe götürecek, topluluğun bir parçası olduğunu hissettirecek ve hatta gibi güldürecek bir konu bulur.
Oleg Kosih sözlerini şöyle sürdürdü:
FOTOĞRAF "Bulgar Ruhu" Vakfı
"Hem güldüm, hem de gözlerime inanamadım. Yazar, sokak lakaplarını kaleme almış, hatta nereden geldiklerini açıklamıştı.– Bunları okuyunca kendi sülalemin lakabını hatırladım. Çocukluğumda, sokakta yürürken, yaşlı bir insan sana adını sormuyordu, “kimlerdensin” diye sesleniyordu. Ailenin lakabını söyleyince, “ Haa, deden İvan, ninen Ana…” diye karşılık veriyordu. Beni şahsen etkileyen buydu, başka bir insan mesela geleneklerden etkilenebilir.
Bulgarca’nın Besarabya lehçelerini kullanan yazarlarımız var. İnsanların yazılarını okuyup büyükannelerinin ve büyükbabalarının nasıl konuştuğunu hatırlaması da çok güzel bir şey.
Bu yılki almanak baskıdan çıktı ve Oleg Kosih yakında Bulgaristan’dakiokuyucularına ulaşmasını umuyor.
Kosih, alamankta Bulgaristan’dan yazarların da yer almasından ve buradaki oldukça fazla insanın “Besarabyagerdan”na ilgi göstermesinden dolayıduyduğu memnuniyetini ifade etti.
Oleg Kosih“Bulgaristan'da, 200 yıldır yabancı bir dil ortamında yaşarken Bulgarca dilini korumuş olmamıza içtenlikle şaşırıyorlar. Bizim hakkımızda daha fazla bilgi edinmek isteyenler için bu almanak harika bir fırsat ve bu da beni çok mutlu ediyor” diye sözlerini tamamladı.
Haber üzerinde çalışanlar: Ergül Bayraktar